Kleopatra Koyu

Kleopatra Koyu

            Kimimiz Mehmet Ali Bükü, kimimiz Gemi Yıkığı diye bilir… Kemer İlçesinin Tekirova mahallesinde, hergün yüzlercemizin ziyaret etmekten kendini alamadığı cennetten bir köşe…

Akdeniz sahillerinin dantel gibi işlenmiş kıyılarından…

            Koy , kara kısmında son derece doğal, sık bir bitki örtüsüne sahip, içinde  sayısız bitki ve canlı türünü barındırmakta. Bu yönüyle  bu alan fiilen bir ormandırki, folarasında ve faunasında birçoğu endemik olmak üzere , sayısız bitki , böcek ve  hayvan yaşamaktadır. İçinde barındırdığı endemik bitki ve hayvanların korunması hususunda devletimizin uluslar arası anlaşmalarda imzaları mevcuttur. Birde güneydoğuya doğru denize uzanan burunda yer alan ve koya ismini veren bir doğa mucizesi olan Kleopatra Silüeti vardırki, onun değerini biçmek pek mümkün değildir. Denize doğru karanın yaptığı çıkıntıda , sanki bir heykel traş elinden çıkmışcasına, zamana meydan okumakta ve gelip geçen denizcilere selam vermektedir. Bu yönüylede ülkemizin ve bölgemizin , uluslar arası turizm arenasında en önemli reklam yüzlerimizden birisidir. Koy, coğrafik yapısıyla doğal bir liman olma özelliğiyle , denizciler için bir sığınak , yat turizmcileri adınada bir dinlenme ve demirleme alanıdır.

            Aylar öncesinden rezervasyonlarla zamanlarını planlamayı sevmeyenlerin,  serbest ve alternatif turizmi tercih edenlerin , hem piknik ve aynı zamanda  denizle buluşmak isteyenlerin,

otellere, tatil köylerine, lüks bungalovlara para yetiremeyen insanımızın, uzaktan ve yakından demeden  sıklıkla ve yoğun bir şeklide tercih ettiği bir uğrak yeri…

 

            Yazıkki şimdilerde karabulutlar dolaşmakta koyun üzerinde… Rant bürokrat siyaset üçgeni, buradada halkın karşısına dikildi, halka rağmen, soğuk yüzüyle. Alan, eskiden orman statüsünde iken 2016 yılında tabiat parkına çevriliyor ve bu sayedede ticari amaçlı imar yapmanın ve ihaleye çıkarılıp 29 yıllığına kiraya verilmenin önü açılıyor. İhaleye çıkmak için yapılan plan değişikliğinin 06 Nisan 2018 de bitmesinin hemen ardından 30 Mayıs 2018 de yangından mal kaçırırcasına genel seçimler öncesinde ilçe halkına sorulmadan ihalesi yapılıyor. Ne hikmettirki 2016 yılında  Hasan Topaloğlu adında, hükümet kanadına yakınlığıyla bilinen  bir işadamına ait olan ve adını  “Tekirova … A.Ş. “ olarak değiştiren İstanbul menşeili atıl vaziyette bekleyen bir firma ve yine aynı işadımın sahibi olduğu Teknik Katı Atık …. İsimli bir firması  ve başka bir isme ait olan Sembol İnşaat olarak bilinen bir turizm firmasının oluşturduğu bir konsorsiyum tarafından yıllık 505.000 –TL ‘ ye yaklaşık 120 dönümlük araziyi ve koyu 29 yıllığına kiralıyorlar.

Burada çok dikkat çekici bir husus varki, bir firma iki sene sonra bir koyun ihaye çıkacağını ve kendisinin o ihaleye gireceği nereden bilebilir ve şirketinin adını o dönemde hiç alakası olmamasına rağmen , koyun bulunduğu mahallenin adını vererek değiştirir.???!!!  Burada koyun geleceğiyle ilgili bazı durumları  önceden bildikleri hususunda akla ciddi soru işaretleri gelmekte. İhale sürecide ilginç. Tabiat parkının planlamasında Kır evleri, çadır, karavan işletmeciliği olmasına rağmen, bu işletme büyüklüğünün ihalesine ihale şartnamelerine göre 10 milyon TL nakdi ( eski parayla 10 Trilyon ) En az 4 yıldızlı bir otel yada 150 yatak kapasiteli tatil köyünü en az 3 yıldan beri işletiyor olmak ve son üç yılın ortalama cirosunun 75 milyon TL ( Eski para ile 75 trilyon) olması gerkiyor. Hale bakarmısınızki , bir çadır ve kamp alanını işletme ihalesine girebilmeniz için 10 milyon nakdiniz, 75 milyon lira cironuz ve otel yada tatil köyü işletmecisi olmanız gerekiyor. Yani tam bir adrese teslim ihale. Sembol inşaat başlarda “ biz ihaleye girmedik, koyuda kiralamadık “ desede, sonradan “ Bir firma bizden vekalet istemişti , onlar bizim yerimize girmiş olabilirler” şeklinde açıklamada bulundukları duyumları kamuoyuna yansıdı. Buradanda anlaşılıyorki, ilk iki firmanın turizmle, otelcilikle ilgisi olmadığından dolayı ihaleye giremeyeceğinden, yanlarına göstermelik bir turizm firmasıda almış oluyorlar.

            Koyun aslında 2015 ve 2017 dede iki kez ihaleye çıktığı ve usule aykırılıktan ve bazı sebeplerden iptal edildiği anlaşılıyor. Buradada dikkat çekici olan bir husus varki , önce yapılan ihalede koy, 3.5 milyon TL ye kiralanmasına rağmen şimdi 505 bin TL ye kiralanıyor.

Önceki ihalede 3.5 milyon TL ye kiralanan ve kiralaması muhtelif sebeplerle iptal edilen bir koya ilgili bürokratlar, nasıl oluyorda 120 Bin TL gibi komik bir rakamı muhammen bedel olarak belirleyerek bu rakamla ihaleye çıkarabiliyor. Hadise bu yönüylede ilgili müfeşttişlerce resmen bir inceleme , görevi ihmal konusu. Görülüyorki, devleti düşünen yok, doğayı düşünen yok, halkı ise hiç düşünen yok. Sadece birileri ahir ömürlerini bir koy sahibi olarak geçirsin yeterki.

 

            Maalesef benzeri durumlar Sürmenede, Bolu Gölcükte, Bartın Güzelcehisarda, Trabzon Kadıralak ‘tada yaşanmaktadır. İş öyle bir hal almıştırki , insanlar kendi coğrafyalarındaki doğal alanlarda acaba “Tabiat Parkı” ilan edilecekmi diye endişe duymaktadırlar.

 

            Günümüzde artık turizme baktığımızda , beklenen gelirlerin ülkeye gelen turist sayısıyla alakalı olmadığı görülmüştür. Turistik yatak sayısının fazlalığı , müşteri bulmada otel ve tatil köylerini aşırı bir rekabete sürüklemiş, bu durum her şey dahil- ultra her şey dahil gibi sistemleri yaratmış ve bu sayedede turizm işletmeleri buldukları ekonomisi düşük müşteri profilinden kar sağlayabilmek için, hizmet ve sunum  kalitesini düşürme yoluna gitmiştir. Neticedede artık , zengin turistlerin ülkemizi çoktandır terk ettiği ve getirisi olmayan bir sektör portresini önümüze koymuştur.

            Böylesi yapılaşma ve imar faaliyetlerinde maalesefki devlet kurumlarımızın, Alt yapı ve kaynaklarını etüt etme gereğini duymadıklarınıda görüyoruz.  Bölgeye baktığımız zaman içme ve sulama su sıkıntısı çeklidiği ve özellikle yaz aylarında portakal ve limon bahçelerinin zaman zaman su yetersizliğinden kurumakla karşı karşıya kaldığı görülmektedir.

Azalan yağışlarla birlikte içme suyu günden güne azalmakta yakın gelecek için tehlike çanları çalmaktadır. Yeni yeni turizm tesisi yapılaşmaları ve getireceği nüfus artışı bu durumu içinden çıkılamaz bir hale sokacağı aşikardır. 1990 larda , 12.000 nufusa göre planlanan alt yapı ve arıtma

Tesisi, şimdilerde nüfusun, bu planlanan rakamın çok çok üstüne çıktığından  dolayı kaldırmamakta, zaman zaman deniz ve çevre kirliliğine sebebiyet verdiğini görmekte, çok daha kötülerinin vuku bulduğunuda duymaktayız. Ekosisteme duyarlı ,sürdürülebilir bir turizmde , bu gibi durumlara dikkat etmek olmazsa olmazların başında gelir…

 

            Turizm , günümüzde artık deniz güneş kum üçlüsünden sıyrılma eğilimindedir. Müşteriler, artık daha rahat edecekleri, doğayla baş başa kalabilecekleri bakir alanları aramaktadırlar. Artık otel ve tatil köylerinin kalabalıklığı,

 

 

resmiliği, programlılığı , gürültüsü, zaten betondan kaçmak için tatile çıkan insanları cezbetmemektedirler. İnsanımızın büyük bölümü asgari gelir düzeyinde kazanca sahiptir. Bu insanların tatil yapma, denize girmek , çocuklarını, ailelerini mutlu edecekleri bir an geçirtme hakları yokmudur.? İnsanların hayattan doğadan  mutluluk elde etmek istedikleri zamanlar , birilerinin zenginliğine zenginlik katma emellerine göremi şekillenip imkansızlaştırılacaktır. ?                      

 

            Son olarak söylemek gerekirse, bunlar son koylarımız ve insanlık için en güzel hali, bu doğal hali. Bu bakir haliylede zaten turizme en güzel hizmeti yıllarca sunmaktadır. Kimse bu cennet köşesini, içinde yapılar, havuzlar, komplekslerle dolsun istememektedir. İçinde yaşayan karıncalar, böcekler, istememektedir, yaban domuzları, karakulaklar , karatavuklar, endemik kertenkeleler , kaplumbağalar, orkideler , kekikler , denizinde balıklar istememektedir. İstememektedir alın teriyle hayatları yoğrulan insanımız.   Bunu tek hayal eden,  “daha çok para” hırsını bastıramayan, başkasının hakkına sahip olma motivasyonuyla ,ranttan mutluluk sağlayan insanlardır. 

 

 

 

 

Konular

© Copyright-2018 Tüm Hakları Saklıdır - Alakır Dergisi