Dünya'nın En İyi Turizmcisi-Kadir Kaya (Kadir's)

Dünya'nın En İyi Turizmcisi-Kadir Kaya (Kadir's)

Kadir’s Tree House Sahibi Kadir Kaya:

         Dil, Din, Irk Gözetmeden Kapımızdan Her Gireni Tanrı Misafiri Sayarız.Türkiye’de alternatif turizmin, doğa ve tarih tutkunlarının, kaya tırmanışı ve dalış sporu meraklılarının gözdesi Olympos, her yıl binlerce yerli ve yabancı misafiri ağırlıyor. Bundan 30 yıl önce yolu izi olmayan, vahşi doğası, gürül gürül akan dereleri ve harabeleriyle az sayıda sırt çantalı turistin bildiği bu antik bölgenin bilinmesinde ve tanıtılmasında kuşkusuz en büyük rol Kadir Kaya’ya ait. Ülkemizin hemen her bölgesindeki rant çekişmesinden, betonlaşmadan payını almış, kimliğini yitirmiş turizm bölgelerinin karşısına, doğayla uyumlu ağaç evleriyle adeta bir şövalye gibi dikilen Kadir Kaya ile Moskova’da katıldığı ve yine Olympos’u tanıttığı turizm festivalinin hemen ardından ayağının tozuyla bir araya geldik.

            Kadir Bey, Türkiye’de alternatif turizmin öncüsü ve Olympos’u dünyaya tanıtan kişisiniz. Olympos nasıl oldu da bugün dünyaca bilinen, en iyi alternatif turizm destinasyonlarından biri haline geldi ve en önemlisi siz yıllar önce hangi öngörüyle buraya ilk ağaç evi yaptınız?

            30 yıl önce  buraya ilk gelişim sırt çantalı yabancı turistlerin ellerindeki rehber kitaplarına bakıp Olympos hakkında yol sorması ve bilgi istemesiyle başlar. O zamanlar Ulupınar’da restoran işi yapıyordum. Fransızca öğretmenliğini bitirmiştim ama öğretmenlik yapmamış ve Ankara’da özel sektörde çalışmıştım. Sonrasında da ekmeğimi şehrin stresinden, kalabalığından uzak bir yerde kazanmalıyım düşüncesiyle güneye bu bölgeye gelmiştim. Restoran işi iyi gidiyordu. İki yabancı dilim vardı ve insanlarla iyi iletişim kuruyordum. Olympos ile ilgili sorulara yanlış cevap vermeyeyim düşüncesiyle, bir taraftan da merak duygusuyla buraya geldiğimde doğasına, kuş seslerine, çağıl çağıl derelerine, sessizliğine, antik şehirden geçip inilen tertemiz denizine kısacası her şeyine hayran oldum ve “Ben burada yaşamalıyım, ekmeğimi burada kazanmalı, hayatımı burada sürdürmeliyim.” diye düşündüm. Elbette bu kadar hayran kaldığım yerin doğasına uyumlu bir hayat sürmek ve ona uygun iş yapmak önceliğim oldu. Çadır, karavan turizmiyle başladık, ağaç evlerle devam ettik, bugün dünyanın her yerinden gelen misafirlerimize, kapımızdan içeri giren herkese ilk günkü gibi tanrı misafiri gözüyle bakıyor ve öyle ağırlıyoruz.

Buraya ilk geldiğinizde Olympos’ta yaşantı nasıldı, sizin girişiminizi nasıl karşıladılar?

            Burada bir Yörük yaşantısı vardı, 3- 5 evden başka yerleşim yoktu. Onlar da birbirinden dağınıktı. Yerleşik olanlar hayvancılık yapıyorlar ya da köyün dışındaki seralarda çalışıyorlardı. Daha önceki kuşak da Tekirova’da yabancıların işlettiği madenden emekli olmuşlardı yani köyün bir gelir kaynağı yoktu. Çalışmak için köyün dışına çıkıyorlardı. Benim girişimime önce güldüler, “Burada olmaz, Çıralı’ya git, oraya turist geliyor” dediler. Ama ben burada mutlu olacağımı hissediyordum ve öyle başladım. 30 yıl önce yaktığım meşale, başlattığım küçük girişim bugün kaç haneye geçim kapısı oldu.

            Kuşkusuz zorluklar olmuştur…

            Elbette bugünlere gelmek hiç de kolay olmadı. Yol yok, telefon yok, elektrik yeterli verilmiyor. Yiyecek, içecek, kampta gerekli olan ne malzeme varsa hepsini dışarıdan çuvallarla, kolilerle getiriyordum. Tabii bir de onların muhafazası vardı. Kısacası hayat kolay akmıyordu ama gelen turistler de zaten konfor peşindeki insanlar değillerdi. Türklerin tatil anlayışına uymuyordu, gelenler hep yabancı turistti. Bir komün hayatı yaşanıyordu adeta. Yapılacak işleri, yemeği hep beraber kotarıyorduk. İnanılmaz dostluklar birikiyordu, yolda karşılaşan karavancılar ya da sırt çantalılar birbirine haber veriyor, bir bakıyorsun 10 karavan olmuş, bir bakıyorsun 15 sırt çantalı bizim kampta bir araya gelmiş. Derken kulaktan kulağa yayıldı, dünyanın 70 ülkesinden gelen bir misafir ağımız oldu. Gelen misafirlerin hepsi de işinde gücünde, dünyayı merak eden, doğayı seven ve koruyan, başka kültürlere saygılı, incelikli insanlar. İçimdeki sesi dinleyip, burada yaşamayı ve iş yapmayı seçmekle ne kadar doğru bir karar verdiğimi bugün daha iyi anlıyorum.

            3 -5 hanelik Yörük köyünden  dünyanın tanıdığı Olympos’a… Bu 30 yıldır kimbilir neler değişti, nelere şahit oldunuz…

            Değişim oldu tabii, olmaz mı… Ama değişim burayı bozmaya yönelik değil, gelişmeye yönelik oldu. Büyük bir otel girmedi mesela. Olympos ağaç evleriyle tanındı, öyle bilindi ve insanlar buradaki doğal hayat için geldiler ve onu da korudular. Daha ileriye gitmeye gerek yok. Herkes kendi bahçesinde kendi pansiyonunu yaptı. Böyle kalmasında fayda var. Ayrıca benim buraya gelmemle birlikte aşağıdaki tarihi harabeler de korunmuş oldu. Tarihi yaşayarak, yaşatarak, insanlarla beraber koruyacak, kurtaracaksınız, yasaklayarak değil. Doğa, tarih, dağ, deniz… Bir turistin isteyeceği her şey var burada. Devlet eliyle yapılan kazılar da başladı. Bölge talandan kurtuldu. 

Hayal ettiğiniz yerde misiniz?

            Daha başka hayallerim vardı ama maalesef yaşadığımız iki büyük felaket nedeniyle geri adım atmak zorunda kaldık. 2007 yılında yurt dışında fuardayken yerimizin yüzde 95’i yandı. Dünyanın her yerinden hiç değilse 500 kişi aradı ve üzüntülerini belirtti.  Yine dünyanın her yerinden 80 gönüllü yardıma geldi. Kimi kamyon boşalttı, kimi çivi çaktı, kimi çiçek dikti. Birçok firma uzun vadeli uygun fiyata mal verdi. Onların emeğiyle, enerjisiyle 40 gün sonra yerimizi tekrar açtık. O ara ortaklık kurmak isteyen çok kişi oldu. Ama ben o insanların çabasını, emeğini, iyi dileklerini boşa çıkaramazdım. Bazı şeyleri korumak gerekir. Yangından 2 yıl sonra bu kez de bir sel felaketiyle karşı karşıya geldik. Feci bir yağmur yağdı ve Musa Dağı’nda çıkan yangından sonra toplanmayan ağaçlar köprüyü kapadı, gelen sel suyu işletmeyi ciddi anlamda tahrip etti. Doğada yaşayınca felaketlere de hazır olmak gerekir. Artısıyla eksisiyle şükretmek gerek. Biz geçiciyiz. Yerdeki karıncanın, uçan kelebeğin kıymeti var. Bize verilen emaneti iyi korumak ve çocuklarımıza örnek olmak zorundayız.

 

Yemekleriniz harika. Any Trip Com sizi dünyanın en iyi vejetaryen hosteli seçti. Var mı bir sırrı?

            Teşekkür ederim. 8 sene boyunca mutfakla ben ilgilendim. Kamp, çadır tarzından geldiğimiz için birbirimizden çok şey öğrendik. Aşçım 24 yıldır burada, bizimle çalışıyor. Çok çeşit yok belki ama yeterli miktarda herkesin yiyebileceği gibi yemekler sunuyoruz.

 

Olympos doğa sporu meraklıları için de uygun bir destinasyon değil mi?

            Tabii. Kaya tırmanışı ve dalış için gelen hayli ziyaretçi var. Kaya tırmanışı için 300 tırmanış rotası oluşturduk. Dalış okulumuzda da profesyonel hocalar eşliğinde eğitim veriyoruz.

 

Bu yıl Rad Season tarafından kalınacak en iyi hostel seçildiniz. Ne hissediyorsunuz?

            Rad Season' internet sitesi, dünya üzerinde 'Sırt Çantalılar' olarak bilinen gezen insanlara hitap eden bir web sitesi. Milyonlarca üyesi bulunan bu sitede, farklı yerlerin tanıtımı yapılıyor. Tatilciler, platform üzerinde deneyimlerini anlatarak diğer insanlarla paylaşıyor. Benim müşteri portföyümün sürekli takip ettiği platformda böyle bir ödül almaktan dolayı çok mutluyum.

 

Yabancı basında da sık sık yer alıyorsunuz değil mi?

            Evet. Yabancı basının ilgisi var gerçekten. Discovery Channel belgeselimizi yaptı mesela. Washington Post 2009 yılında dünyada gidilecek en farklı 5 yerden biri olarak bizi gösterdi ve yeryüzünün en iyi hosteli seçti. Los Angeles Time tarafından sıra dışı oteller birincisi seçildik. TNT Magazin’in verdiği Altın Sırt Çantası ödülünü aldık. Her yıl onlarca yabancı gazete, dergi ve televizyon tarafından ziyaret ediliyor ve haber yapılıyoruz.

 

 

Konular

© Copyright-2018 Tüm Hakları Saklıdır - Alakır Dergisi